Kendini sevebilme olgusu (a)
Kendini sevebilme olgusu (a)

Kendini sevebilme olgusu (a)

Kendimi ne kadar seviyorum ben? dediğimde aklına ne geliyor?

Elbette ki etrafımızda hemde çoğunlukla dolanan narsistlerin kendilerine taparcasına kendilerini sevmesinden bahsetmiyorum ben. Kendini sevmek demek, kişinin sevdiği ve kişiyi insan ve insanı Kamil-i insan yapan eylemlerinin tamamından anlatmaya çalışıyorum.

Kendini sevme olgusunu herkes kendi iç alemine göre belirler. Bana göre kendine değer vermek demek, benim ruhuma iyi gelen şeyleri yapıp iyi gelmeyenlerini de iyice tartıp eleyerek hayatımdan söküp atmam demektir. İnsana hizmet bir başka kendini sevme olgusudur: Allah için birilerine hizmet etmek ama bilinçli olmalı bu değer.

Aklıma anında düşen ve bana iyi geleceğini bildiğim bir macerayı hemencecik uygulamam demektir kendini sevmek. Ancak kendisini seven bir başkasını sevebilir ve ancakta Allah’ı seven birisi kendisini sevebilir.

Yaratılanı sev Yaratan’dan ötürü. Yunus Emre

Sabah kalktığında aynaya bakınca ”Yaratan ne güzel yaratmış” demekte ayrıca bir sağlıklı kendini önemseme türüdür. Ve her baktığın varlığa baktığın zaman onun özelliklerini görmekte kendini sevebilmek demektir. İnsanlara karşı onlardaki bulunan özellikleri de dillendirmek ayrıca bir özgüven sahibi olmak demek. Dikkat et çoğunluk olarak etrafımız hep gizli saklı alttan üstten seni beni onu bunu habire kötüleyenlerle dolu ve kendi kendimizi kötü hissetmemizi sağlarlar. Bunu genelde narsistler yapar onların gözü alemi bir başka görür, beyinlerinde kan bir başka akar ve insanı o aleme göre yargılarlar. Oysaki sen birisine güzel bir söz söylediğinde kendi içindeki güzellik cevherini parlatırsın.

Kötülük yapan yaratıklar kendilerine güvensizlik duyduklarından (= kendilerini sağlıklı bir şekilde sevemediklerinden) dolayı kötülük yaparlar bir de bunu marifet bilirler kendilerini başkalarından da bu sayede daha da bir üstün görürler. İyilik yapmaya gönüllü olup gayretler eden insanların ise kalplerine kendileriyle ilgili bir barışıklık gelir, kendi kendilerini kafaya artık pek fazla takmazlar. Onlar kendilerini çalışmaya ve güzel işler üretmeye adarlar.

Ben zaten de kendini sağlıklı bir şekilde algılayarak sevebilmenin de zeka orantısının yüksekliğiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bana göre insanın ruhunu zedelemeye uğraşan her tür icrat kişinin kendisini benimsememiş olmasıyla kaynaklıdır: O kişi çoçukken sevilmemiştir ve olduğu gibi onaylanmamıştır ve hep aşağılanılmıştır. Bu şeytani ahlak boyutu da çoçuğa devredildiğinde o çoçukta ileride aynısını başkalarına uyguluyor. Anne baba çoçuğu bu denli korkutmayı başarabildikleri için de çoçuğun ruh DNAsı kırılmış oluyor. Bu tabii ki genetikte o çoçuğa atalarından (örneğin Dedesinin Dedesinden de) devşirilmiş olabilir.

Araştırmalarım esnasında çok defa denk geldim ben birçok Annebaba çoçuklarına ”terbiye – kültür – ahlak” vs. adı altında kurallar koyarak o çoçuğun o kuralları (Anababanın şahsi putlarını) aman ha kırmamasının gerektiğini vurgulamayı başarmıştırlar. Ebeveyn işte tam böylelikle kendi – çok haşa – tanrıçalığını evladına aşılıyor. Çoçuk sonra zannediyor ki ”Annem hep doğruları söylüyor”. Bunun altında asıl yatan ise şu, Anababa’nın yaşadığı ve yaşattığı hayatı sakın ha sorgulamamak ve de sorgulatmamak. Çoçukta sorgulamayı öğrenmediği için o Anababayı da hiç bir zaman sorgulamıyor. Gerçekten de bu şekilde yaşayan birisi bana göre tamamen bir bitkisel hayatta ve komadadır, hemde yaşadığı bir ömür boyu. Bu tam bir illüzyon boyutudur ve de kendisini başarılı bir şekilde doğru olanlara karşı tamamen uyuşturmuş bir ruh halidir.

Kendini sevme ve yeterli ve hatta hayatta başarılı olma olgusunu içselleştirmek istiyorsak eğer, önce ”bana ne iyi gelir?” bunun peşinden gitmeliyiz. Onu bunu şunu mutlu etmek değil, ”ben ne ile mutlu olurum?” diye sormaktır kendine. Ha bir de tabii ki sezgiler var, onlar kalbimizin sesi. Allah ile aramızdaki bulunan ipin sesi. Sezgilerimizin peşinden ne kadar çok gitmeyi başarabilirsek eğer o kadar da çok huzurlu ve kendini benimsemiş olan birisi olarak hayatımızı yaşarız.

En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır. ATATÜRK

25.07.2022

Elmas