26. Narsizm hasta kişinin ve ahlak dışı yapısının topluma bir kabul ettiriş durumu ve illüzyonudur/travmasıdır
26. Narsizm hasta kişinin ve ahlak dışı yapısının topluma bir kabul ettiriş durumu ve illüzyonudur/travmasıdır

26. Narsizm hasta kişinin ve ahlak dışı yapısının topluma bir kabul ettiriş durumu ve illüzyonudur/travmasıdır

Nedir bu dünyada şu anki var olan toplumların şu narsistlere vermiş olduğu dev ve umman serbestlik ve lakaytlık? Bu nasıl olur?

Bana göre gitgide artık kesinleşiyor, toplum narsist nedir nasıl içsel sistematik bir fonksiyona sahip bunu öğrenmekten kaçındığı için narsizmi bu kadar kabullenmiş vaziyette. Korkularımız bizi yüzleşmeye korktuğumuz bir konuyla felç etmiş halde, biz tamamen neredeyse onların esiriyiz. Oysaki korku denen mekanizma bir varsayımdır: O korkulunan her neyse gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de. Kendimizi tartmaz isek/taşıyamaz isek işte başımıza gelen musibetleri de yerli yerince yerlerine oturtamayız o da bizi esir alır ve biz bir illüzyona dalmış oluruz.

Bir diğer izlemlediğim acı bir gerçekte şu ki dünyaca şu anki hakim olan ruh bilim dalları ya bilinçli olarak yeterince işlenilip araştırılmamış ya da araştırılmış bir çok dev gerçek mevcut ama toplum bu gerçekleri kaldıramaz diye asıl gerçekleri açıklamıyor hakiki bilim adamları/bilim kadınları. Neden yer çekimi yasası bilmem matematik yasası ve şu alemde bilinmiş sayısızca doğasal kanunların arasında psikolojik yasa bu denli eksik gereksizmiş gibi ve yama gibi duruyor, aklım almıyor!?!?: Birileri neden ruh bilimlerini eksik tutuyor dahası o birilerinin – dünyaca – ruh bilimini eksik tuttuğunu biz bilir muyuz peki?! Yeme içme, giyim kuşam, ev araba, yat filan ve sonu olmayan sayısızca kısa vadeli haz mekanizmaları en önde ama psikiyatri bilimi ormanda bir yerlerde sinek avlıyormuş gibi? Ya Allah aşkına biz bu aleme kainatı araştıralım diye gelmedik mi, yoksa ben mi yanlış biliyorum kardeşim?!

Hiç araştırılmaya layık görüldü mü bilmiyorum, ama ben kendi kendime soruyorum, örneğin Afrika’da (ya da başka bir ülkede) ruh bilimlerinin hakimiyeti hangi aşamada? Mantık dediğimiz mekanizma dünyada ön planda ama sezgileri pek ne takan var ne de dinleyen, ne oluyor kardeşim?!, bu nasıl bir vurdum duymazlık ya??

Benim çokça rast gelmiş olduğum bir diğer dert ise bilim adamlarımızın da/bilim kadınlarımızın da birtakım araştırmalarının sonucunda o pekte anlaşılamayan bilimin de toplumun kafasını kuma sokma mekanizmalarını da sağlamış olmalarıdır zamanın birinde. Almanya da bizzat yaşadım ben, bizlere Kur’an öğretsin diye Türkiyeden gelen Hocalar mevcuttu. Bu Hocalar nasılsa bilim, eğitim konusunda da yani insanı ilgilendiren birçok aşamalarda da söz ve yetki sahibi idiler ben bu veriye Türkiyede de denk geldim çokça. Kur’an Hocası nasıl olur da bilim adamı gibi – tabiri caizse bir dadı gibi – her yerde burnumuzun dibine zorla dayatılır? Ya adam cahilse ve akıllıyım ayakları adı altında bir psikopatsa??, bunun vebalini yarın mahşerde Allah’a kim verecek sayın dünya vatandaşı?? Bu olay zaten Almanyada da farklı değil, daha birkaç yıl öncesine kadar kilisenin (Papazların) her dediği hep ve daima ön plandaydı. Bunlar dünya sorunu zaten, Vatikanda da aynısa denk gelebilirsin. Kim bu alemi alttan alta istediği gibi istediği yöne doğru kuzu kuzu yönetenler?? Gölge gibi olupta biz onları deşifre ederiz diye bizlere görünmekten korkanlar kimler acaba??? Ama Allah’ın yüce ve sonsuz adaletinden kaçamayacaksınız siz!!

Dünyaca öğretmen/eğitmen yetiştiren sistemlere buradan sesleniyorum: Bana sadece bilimsel bir eğitim verecek bir kişiye ihtiyacım yok benim, benim sağlıklı algı ve düşünce mekanizmalarına sahip olan birilerinin beni eğitmesine ihtiyacım var!! Kendi bildiği vasat ve eğreti eğitime değil, Allah’ın Kur’andaki verilerine göre adaleti ve eğitimleri sağlayan mekanizmalara benim muhtaçlığım var!

Devam ediyor, tanıdığım ve gerçekten de çokça denk gelmiş olduğum bir diğer savunma mekanizması da şudur ki, birisiyle ben sohbet ettiğimde ona bildiğim gerçeklerden ve de adalet sisteminden bahsettiğim de araya durup dururken bambaşka bir laf katar ve aklınca o esnadaki hakim olmuş olan konuyu – kendi işine gelmediği için – bastırır. Ayy bu da çok gülünç bir mesele ya ben bu tavırdan çok tiksiniyorum. İletişim bu mu?? Sohbet anında konuyu başka yere yönlendir ki aman ha gerçeklerle yüzleşme, vay canına!

Narsistler/psikopatlar/şizofreni olan vakalar çabucak teşhis etmeli ve de anında toplum gözü önünde mutlaka deşifre edilmelidirler. Hatta öncesinde onları teşhis edebilecek Kur’an ışığında özel eğitmenler yetiştirilmeli. Hasta vakaları ise mutlaka bulunmaları gereken yerlere pozisyonlamalı. Hele hele onları müdürlükten, yönetimden, hekimlikten (ve diğer branşlardan da) hemen elemeli ve onları asla ve asla böyle önemli mevkilere getirmemeli.

Sadece bir üniversiteyi okumak yetmez, herkes hakiki/adalet ilim aynasından ve mürşitliğinden geçmelidir. Hele hele insan nedir, insan nasıl olunur, kim insandır kim değildir, kim neci neyin nesidir eğitimi en başta gelmelidir. Kişisel gelişim ve de psikoloji en baştan ayrı birer ders bölümü olarak yeni nesile okutulmalıdır. Bu sayede de eğitmen zaten hangi nesilin psikopat hangisinin de adaletin temsilcisi olabileceği teşhisini de durum konumu itibariyle hemen oracıkta koyabilir.

Gerçek bilgi, cehaletin boyutunu bilmektir.

Konfüçyüs

Eğer hakiki ilimde ilerleyeceksek önce imajinasyonlarımızda bir devrim yaşamalıyız.

 

Bazı araştırmalarım sonucunda karşılaşmış olduğum ve benim için çok önemli olan derin bir bilgi daha var: Gerekse narsizmin/psikopatlığın bu kadar kabarık bir şekilde dünyaca yayılı olması, gerekse hakikatin peşinden koşan adaletçilerin düşük orantısı ancak ve ancak Tanrı’nın hükmettiği bir olaydır.

24.08.22

Elmas