4. Ebeveyn tarafından ruhen geri çevrilmişlik
4. Ebeveyn tarafından ruhen geri çevrilmişlik

4. Ebeveyn tarafından ruhen geri çevrilmişlik

Bana öyle geliyor ki, bu geri çevrilmişlik/reddedilmişlik anababa tarafından cenin yolculuğu aşamasında ve hatta daha önceki zamanlara bile dayandırılabilir. İnsanoğlu anababanın vücut ve ruh birikintilerinin sonucundan ötürü can ve bedene sarıldığına göre, büyük olasılıkla olaki o cenin çok öncelerden can ve beden mirasını devraldığı andan itibaren, anababanın ona karşı besledikleri her tür duygu durumlarını/kalıpları/düşünme biçimlerini/kişilik bozuklukarını/hastalıkları (vs.) içselleştirmiş olarak bu aleme doğabilir.

Bu işin acı yönü ise bir insan eğer kişilik bozukluğu genini herhangi bir versiyonunda içerisinde taşıyorsa, ömrü billah – Allah en iyisini bilir – ona kilitlendi demektir. Olurda o gen eğer ceninin içerisine akmadıysa kişi ileride anababasını rol model alacağından ötürü, anababanın eylemlerine yansımış olan kişilik bozukluğunu kendi hayatında otomatik olarak benimser. Ve fakat, aklı/ruhu/bedeni/duyguları kişilik bozukluğuna bir mucizevi olay olarak tamamen kilitlenmemiş olduğundan dolayı ileriki hayatında bu illetin enfeksiyonundan kurtulma şansı da oldukça yüksek. Bu bulaşma ise yeni nesilde, kişilik bozukluğu olan bir aileye doğduğu için – Tanrısal olarak! – rol model vasıtasıyla oluşur. Kişi ileriki hayatında kutsal bir olgu olan kişisel gelişimi benimserse öğrenilmiş (çaresizlik olan) kişilik bozukluğunu da (davranış kalıplarını) içinde yenerek onu derin bir bilinç çınarına dönüştürebilir.

Dolayısıyla da o insanın içini dışını kemirip tüketen zalim reddedilmişlik de aşılabilinir, bu aynı zamanda büyük bir mucizedir! Yol uzun, çok meşekkatli, çok yorucu ve yıpratıcıdır ama mümkündür, yeter ki kişi buna niyetlensin. Zatende bir gerçeği daha burada açığa vurmalıyım ki, insan anababası tarafından ona örgü gibi ilmek ilmek işlenilmiş olan reddedilmişliğin kendisinde hakim olduğunu anladığı andan itibaren başlar akıllıca çözümler üretmeye bu illeti yenmek için. O kalıba tutulmuşluğu kabule geçiş demek olayı idrak etmiş olmak demektir.

Ben birgün anladım ki, sürekli kişisel gelişen insan belli bir yaşa geldikten sonra ve bazı akışların ardındaki gizemlerin kimisini çözmeyi Cenab-ı Rabbil Alemin ona nasip ettikten sonra, insanın anababasız da gayet orta şeker yaşabileceğini idrak etmiş olmamdır. Çünkü o vakit anlayabiliyorsun ki senin ancak ve ancak Allah’a ihtiyacının olduğunu. Ve sana ömrün boyunca verilmiş olan herşeyin zaten ancak yüce haşmetli Allah tarafından bahşedilmiş olduğunu. Alemleri Allah yarattığı için kullarının ihtiyaçlarını da karşılayabilen ancak O’dur.

Tabii ki de insanın az çok sağlıklı bir anababa arasında gelişerek serpilmiş olmasına elbette kıymetler yetmez! Ama bunlardan yoksun olanlar da mevcut ne yazık ki. Benim bu konuyu incelemelerimde ise görmüş olduğum çok açık ve net bir gerçek var ki o da anababaların evlatlarına önem veriyormuş gibi ayak yapmış olmaları ama esasen derinliklerinde o çoçuğu tamamen reddetmiş olmalarıdır. Bunu da genelde şu şekilde anlıyorum ben, eğer ben birisine karşı içimden bana teklif edilene karşı ´hayır ben o fikrini/ürününü beğenmedim hoşuma giden aslında bir diğeridir’, dediğimde karşımdaki kişi buna bozuluyorsa, anlarım ki onun teklifini reddetmiş olmam o kişinin reddedilmişlik kalıbını ta derinden tetiklemiş olduğunu. Bunu genelde o kişinin vücut dilinden anlarım. Kişi zaten kalıbı tetiklendiği için ezberinden çıkar ve o vakit o kişinin asıl ruh boyutundan bazı senaryolar görmeye ya da hissetmeye başlarsın.

Bir de şu tipte anababalar mevcut, evlatlarının karınlarını doyurduktan sonra zannederler ki çocuğun/gencin karnı doydu herşey tamam. Hayır!, herşey tamam değil!, çoçuğun/gencin ruhunu da doyurabildin mi sen??!! Bir insanın karnı doymasıyla bu iş asla bitmez!, bir insanın ileride az çok sağlıklı bir aday olabilmesi için ruhu da doymalı: Ona sevgi ve samimiyet göstermekle, onun anlaşılmış olmasıyla, ona değer verilmiş olmasıyla, ona kabullenilmişlik duygularını göstermekle vs. Anababa hasta olduklarından dolayı evlatlarının ihtiyaçlarını gideremediyseler o kişi ileride ya yemek yiyerek şişmanlar, ya alkol/madde bağımlısı olur, ya ilişki bağımlılığına giriş yapar, ya türlü çeşit başka hastalıklara tutulur savunma mekanizması olarak, ya hayata küser intihara meyilli olabilir ve daha birçok mekanizmalara tutulabilir.

Galiba en büyük sorun anababaların bir evlat sahibi olurken, o gelişecek olan insanın ruh gelişiminin önemini ve onun gereksinimlerinin sorumluluklarını üzerlerine almayı reddettikleri içindir. Ya da sağlıklı bir anababadan kişisel bozuklu bir evlat doğar, dedesinin (anneannenin) negatif genini devraldığı için…

Elmas