34. Narsistik eğitimin bir diğer tüyler ürpertici amacı da köleleştirilmiş olan çocuğun yanına arkadaşlarının ya da ebeveynlere çocuğun sırtından rakip olabilecek kimseleri de mutlaka uzak tutmaktır
34. Narsistik eğitimin bir diğer tüyler ürpertici amacı da köleleştirilmiş olan çocuğun yanına arkadaşlarının ya da ebeveynlere çocuğun sırtından rakip olabilecek kimseleri de mutlaka uzak tutmaktır

34. Narsistik eğitimin bir diğer tüyler ürpertici amacı da köleleştirilmiş olan çocuğun yanına arkadaşlarının ya da ebeveynlere çocuğun sırtından rakip olabilecek kimseleri de mutlaka uzak tutmaktır

Narsist sistem ”elinden karşı tarafa adam kaptırtmaktan” çok korkar. Kendisi habire hem kendisine hemde etrafındakilere karşı hep ihanet içerisinde olduğu için, başkalarının da ona ihanet edip ondan ne emeklerle kurmuş olduğu hastalıklı grubundan herhangi birisinin eksilmesinden çokça çekinir. Bu işe elbette, evladım dediği çoçukları da dahildir o güruhun. Narsist evladını bir obje ve grup elemanı olarak görür. Narsist zaten herşeyi bir obje gibi görür ve algılar, kendisi tamamen empati yoksunu olduğu için algıladığı dünya varlığını sadece onun iç keyfiyetine hizmet eden bir mekanizma olarak benimsemiştir.

Bu konuya hemen dünya genelinde çokça ön planda bulunan çarpıcı bir örnek vermek istiyorum burada: Narsist anne/baba oğlunu/kızını everir ama aileye yeni gelmiş olan mensubu da asla ve asla o ”aileye” gerçekten üye etmez. Örneğin narsist annebaba sürekli oğlu ile gelinin arasını hep ama hep – hemde bıkmadan yılmadan yıllarca – gergin tutar onları habire birbirine düşürecek oyunlar oynar ikisinede. Oğlu zaten de psikopat yöntemlere göre yetiştirilmiş olduğundan dolayı anababasını zaten – çok haşa – Tanrı vasfına oturmuştur: Onlar ona ne emrederse o da onu yerine getirir. Dolayısıyla bir çift evlenmiş gibi görünebilir dışa doğru bu da ayrıca bir manipülasyon türüdür zaten, ama bu demek değildir ki onlar gerçekten kutsal olan bir evlilik yaptılar. Hayır!, onlar narsistik sisteme hizmetçilik yapan bir kişiyi daha gruba dahil ettiler. Gruba dahil ettiler ama o kişiyle – çok sinsice ve içten içe – hergün başka şekillerde kavgalar çıkartarak o kişiyi sürekli su üzerinde dans ettirmeye çalışırlar. Narsist dışarıya karşı bu bizim yeni üyemiz der ama içten içe de o şirkete yeni gelmiş olan üyeye şu mesajı verir ”sen asla bu sülaleye ait olamayacaksın!!”

Bu bir ikilem türüdür işte, ben bir kişide iki yüzlülüğün teşhisini koymaya çalıştığımda tam da bu mekanizmayı arayıp araştırıyorum insanım diye geçinen sahtekarlarda: İki yüzlülük mekanizması: Dışarıya karşı kendisi çok çok iyi bir insanmış gibi göstermeyi becermiş olmak ama oyunun iç tarafında ise o umman aç olan şeytanı doyurmaya ve susturmaya çalışan bir bunak.

İşte tamda bu mekanizmayla narsistik yapı çoçuğunun yanına arkadaş olacak kişleri kendisi belirler ve seçer. Çünkü en başta önemli olan şudur ki emirler veren narsist ”yönetici genel müdürün” bir dediği iki edilmelidir. Onun sözünden asla çıkılmamalı. Onun sözünden çıkmayı her kim hedeflemişse o kişiyi o gruptan aşağılayarak ve de o grubun gözü önünde küçük düşürerek o kişiyi o gruptan def eder yönetici narsist.

Hadi diyelim ki oldu da narsistin evladı kafasına göre bir arkadaş seçti, narsist yönetim hemen evladının o arkadaşına tuzaklar kurar ve o kişiyi tongaya düşürterek evladının gözünde de onu sıfırlatmaya çalışır. Bu işler öyle sinsice yürür ki arkadaşlar narsistin ne halt ettiğini ve nasıl yaşadığını eğer ki buna yaşamak denilirse, öğrenmek istersen mutlaka onun iç dünyasındaki dönen tilkileri bir bir ayyuka çırkatman gerek. Narsistin içi çok bir karmaşa ve çok bir korku yumağıdır yaptığı her kötülüğün kendisini bir numaralı iyi bir kişi yapacağına inanır. Oysa ki narsizmin hükümranlık sürdüğü yerler bana göre ateşlerde cayır cayır yanan cehennemlerdir.

Narsist müdür başa çıkamadığı konularda ise o grup dediği yandaşlarını o düşman bellediği kişiye karşı kışkırtır ve onları habire düşmanının üzerine püskürtür ki onu yıldıra bile. Aslında narsistin burada tipik dev bir korkusu mevcuttur: Bulunduğu müdürlük ve yönetim makamından alt kategorilere kaydırılmak. O yüzden işte kötü huylarda yarışır narsist yapı!: Zanneder ki ”ben ne kadar çok karşımdakini korkutmayı başarırsam o kadar da çok oturduğum yönetim koltuğu benimdir ve bana kalır ve herkes benden devam çekinir ve bana saygı duyar”.

Narsist sistem etrafındaki herkesleri kendisinden onların çekinmesini sağlamış olarak ayakta kalmaya çalışan bir mekanizmadır. O konuştuğu zaman zannedersin ki çok akıllıdır çok iyi bir insandır. Ama onun icraatlarına baktığın zaman da her gittiği yeri cehenneme çevirmeyi başarmış birisini görürsün. İkili oynadığı buradan da anlaşılır: Ağzı bir türlü laf kalabalığı yapar icraatları ise bambaşka bir ağız türüdür.

Ona en çokta her alanda – hemde dünya çapında – yönetim koltuklarında rastlarsın o birçok yerde söz sahibidir, toplumlar onu kabul etmiş ve içine sindirmiş olduğu için ona her yerde rastlamak mümkün: Şirketlerde, camilerde, çeşitli kuruluşlarda, ailesinin içerisinde, sülalesinin gözünde, sosyal faaliyetli alanlarda vs. Bu alanların hepsi de onun kılıfıdır. Daha bu kılıflar ne ki?!, bana göre onun kılıfları (yalanı dolanı) sonsuzdur.

Bu kılıfları dış kalıbına geçirmiş olarak kendisiyle her sokak başında karşılaşabilirsin. Onun elinden bu koyun postunu (kılıfını) almak istiyorsak önce onun içine gizlendiği mekanizmaların hepsinin dışa vurumunu sağlamalıyız. Toplumda – toplumun gözü önünde – onu deşifre etmeliyiz: Hatırla, o en çokta ona bunun uygulanmasından korkuyordu!! O ise her işine gelmediği kişilere bu terbiyesiz edepsizliği hiç arlanmadan uygulayan yapıydı! Onu her gördüğümüz yerde üstüne üstüne giderek onu işlemiş olduğu dev yüz karalılığı ile yüzgöz etmeliyiz. Onun ne kadar bir utanç manzarası olduğunu ve toplumu içten içe kötülüklere sürükleyerek çürüttüğünün bedelini ona ödetmeliyiz. O tertemiz toplumların temizliğini o pis midesiyle kaldıramadığı için o tertemiz toplumları aileleri güruhun içine çekmeye çalışır.

Nerede yüzleşilip değişmeyen ve sürekli devamlılık gösteren bir kötülük varsa bil ki narsistler de orayı mesken eylemişlerdir.

Narsistin en büyük korkusu korkuları ile yüzleştirilmesidir ve korku denen mekanizma ise tamamen bir illüzyondur: Zihnimizden geçen bir olayın sonu iyiye doğru da gidebilir kötüye doğru da yol alabilir korku işte tamda burada gizlidir: O bir konuda zihnimiz bizi yanıltabilir de yanıltmayabilir de: Biz ya tatlı bir şekilde ya Allah’a karşı bir çekinme saygı duyma içerisinde olacağız ya da karşı boyutu seçerek ve Allah’a baş kaldırmış olarak şeytanın bize emrettiği kötülükleri devam uygulayacağız. Seçim bizim.

Ve Allah’a giden yolu seçmemiş isek biz akıldan (zeka potansiyeli) tamamen noksanız demektir. Çünkü Allah ancak Allah’ın bize nasip etmesiyle akıl ve irade ile kalpte hissedilebilir.

Atatürk

Hayatı ve özgürlüğü için ölümü göze alan bir millet asla yenilmez.

15.08.22

Elmas