1. Erken çocuk dönemindeki anabaya karşı bağlantı bozukluğu
1. Erken çocuk dönemindeki anabaya karşı bağlantı bozukluğu

1. Erken çocuk dönemindeki anabaya karşı bağlantı bozukluğu

Arkadaşlar burada önce belirtmeliyim ki kafa karışıklığımdan dolayı iki birbirine ilintili olan konuların yerlerini yazılım esnasında değiştirmişim: 2 numaralı `bağlantı bozukluğunun getirisi ise çevresel ilişki bozukluğudur’ yazımda bağlantı bozukluklarının temelinde yatanlara değindim ve şu anki bulunmuş olduğun sayfadaki 1 numaralı yazımda ise `erken çoçuk dönemindeki anabaya karşı bağlantı bozukluğu’ adı altındaki yazıma bağlantı bozukluluklarının kişinin ileriki hayatındaki getirdiği iletişim/ilişki bozukluklarını yazacağım.

Bağlantı bozukluğunun getirisi ise çevresel ilişki bozukluğudur

Bir insan en baştan ilişkiler nasıl kurulur, nelere dikkat edilmelidir ve hangi tür ilişkilerde hangi edepsel ahlaksal etik önemlidir evvela bunun eğitimini almalıdır ki anlayabile, iletişimin ne demek olduğunu. İnsanlar aşırı derece tıpkı binalardaki üst üste yaşamları gibi ilişki bağımlılığı içinde de bir dip dibe yaşam içerisindeler üstelik bir de bunu sağlıklı bir iletişim zannetmekteler. Ben yolda yürürken bile birçok insanın bana doğru mesafe bırakmadığını bizzat binlerce kez yaşadım. Kardeşim bir insana – vücuten de ruhen de!! – yaklaşabilmenin/yaklaşılmaması gerektiğinin de bir mesafesi mevcuttur! Yabancıysan en az 1 metre ara bırakacaksın, çok yaklaşmak demek, eğer bir kişi hele hele yabancı birisiyse, karşısındakinin özel bölmesine girdin demektir, bu üstü çok kapalı sinsice hemde bir savaş ilanıdır karşı tarafa!! Bunu yapan zalim bunun farkında olsun olmasın fark etmez zaten bunu birisine projekte etmişse bilinçaltındaki kalıbıyla yüzleşmekten çok korktuğu için bu zehir projeksiyonu yapıyor demektir!

Allah aşkına bunu kaç kişi biliyor dünyaca? Japonların karşısındakine karşı vücuten böyle bir saygı mesafesi bıraktığını birilerinden duymuştum. Dünyadaki en az %90 insan diye geçinenler çok ama çok sefil bir cehalet içerisindeler ne yazık ki. İletişim demek dünya alem demektir!! Ve insanoğlunun hayatındaki yeri ön planda olarak çokça önemlidir. Hayat iletişimle başlar iletişimle biter, eğer ki iletişim bu kadar önemliyse o halde onun incelemeleri yapılmalı ve onun üzerinde yoğunlaşılmalıdır, etiklerini belirlemeli etik dışı olanları elemeliyiz. İletişim kurallarının, zerafetinin ve ahlakının dersleri okullarda en baştan herkese öğretilmeli ki, herkes bilisin öğrensin bir insana ne kadar yakınlaşabilinir ya da uzak durulumasının ruhi/vücuti önemini.

Gelelim şimdi narsistlerin (psikoptların) iletişim kurallarına hele hele onların da kendi kafalarına (kendi cahilperest ve şeytani kalıplarına) göre koymuş ve bizzatihi yüzlerce yıllardır yürütmüş oldukları iletişim adı altında zorbalıklarından bahsetmeye. Onların iletişim adı altındaki dönüp dolanan sonsuz ahlaksız/edepsiz hal ve tavırları mevcut bu konuda. Onlar zaten alenen – vücuti boyutlardaki olan iletişim türlerini geçtim – ruhen olanki boyutlara habire ve sürekli devler kadar büyük saldırılar ve ihanetler içerisindeler. Mevlana’nın (pozitif anlamda) bir sözü vardır `kalpten kalbe giden bir yol’, yani bir insan kalben konuşur ve empatisi yüksek olanlar ya da kalp gözü açık olanlar o kalp boyutu mesajları hiç konuşmadan rahat rahat algılar ve anlamlandırırlar. Ve bu da aynı zamanda bir başka iletişim türüdür.

Narsist işte bu alanı kendi çıkarları doğrultusunda negatif anlamda talan eder ve kullanır. Narsist tamda bu alanın, tabiri caizse profesyonelidir, o aklına koyduğu kurbanını bu yoldan zehirler ve o kişinin hayatını ona zindan eder. Burada sana tavsiyem gaslighting meselesini mutlaka derinden incelemendir. Gaslighting de narsist kurbanlarına öyle bir yaklaşım yapar ki geriye – gaslighting’in eğitimini almamış olanlar/bu önemli eğitime vakıf olmayanlar narsistin bu manipülasyonuyla (kurbana olan sarkıntısını ve iletişimini) – narsistin bunu kurbana uygulamış olduğunu dahi zerrece anlayamazlar. Ama eğitimini almış olanlar hemen bilirler narsistin o boyutlarda hangi kurtlar karıştırdığını ve insanı o boyuttan delirtmeye ve kemirmeye çalıştığını.

Üstelik o emosyonel boyut (algıların/duyarlılığın çok yönlü açık olan alanı) insanın en gizlisi en mahrem ruh bölgesi olduğu halde oralara girer narsist denen yaratık. İnsanı en hassas ruh noktalarından yakalar ve vurur ve insanı yok etme çalışmasına yoğunlaşır hemde ömrü boyu.

Narsistlerin kalıpları tek tek psikoloji dersi adı altında okullarda – hemde dünyaca! – mutlaka işlenilmeli. Anababa adayları mutlaka ve mutlaka psikolojik eğitim almalılar çünkü psikolojik eğitim demek, şeytanın derin pençelerinden kurtulabilme şansı demektir. 18 yaşımdan beri şu alemde yoğunluk olarak tek gördüğüm şey dünya alemin sürekli ve habire savaş odaklı/hastalık – ruhi vücuti arıza yoğunluluğu içerisinde seyir etmiş olduğudur. Nedir bu amansız düşmanlığın altında yatan asıl mesele??! Alem barış içerisinde akamaz mı?, hep mi savaş ortamlarında yaşayacağız biz? Hep bir gerginlik hep bir düşman saldırısı. Yetiş Ya Rabb!!!

Bakara 193/Yaşar Nuri Öztürk meali/https://www.kuranayetleri.net

Fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla çarpışın. Eğer çarpışmaktan vazgeçerlerse artık zulme sapanlardandan başkasına düşmanlık edilmez.

Ali İmran 168. Ayet/Suat Yıldırım meali/https://acikkuran.com

Onlar o münafıklardır ki kendileri savaşa çıkmayıp evde oturmaları yetmiyor gibi, bir de kalkıp (bilgiçlik taslayarak) savaşta şehid olan arkadaşları hakkında: `Sözümüze kulak verselerdi böyle öldürülmezlerdi.’ derler. De ki: `Eğer, iddianızda tutarlı iseniz, haydi elinizden geliyorsa kendinizi ölümün elinden kurtarın bakalım!’

22.10.22

Elmas